|
|
|
|
Kalp - Akciğer Canlandırması
|
| Suni solunum |
| Kazazedenin alnında duran elimizin iki parmağıyla
burun deliklerini kapatacak, ağzımız ağzını tamamen örtecek şekilde ardarda
iki kez soluk vereceğiz. Genellikle ilkyardım tek kişi tarafından yapılıyorsa
her on beş kalp masajına iki solunum desteği, iki kişi tarafından yapılıyorsa
her beş kalp masajına bir solunum desteği önerilir. Ama yine de, ilkyardım
uygulamasını ister bir ister iki kişi yapsın, bu oranın beşe iki olması
daha etkilidir, çünkü yedinci sekizinci kalp masajından sonra oksijensiz
kan pompalanı. Bir kez soluk verildiğinde bazen, “ilkyardımcı” aldığı soluğun
büyük bölümünü kullandığı için hastaya daha az oksijen verebilir. Suni solunum
kazazedenin ağzında bir problem (sözgelimi; çenesinde kırık vs.) varsa ağzından
burnuna da yapılabilir, prensip aynıdır. Suni solunum uygularken gözümüzle
kazazedenin göğsündeki genişlemeyi gözlemeliyiz. Hatta kimi durumlarda karnına
bastırarak midesine giden havayı çıkartmamız gerekebilir. |
| Kalp masajı |
Kalp masajı kesinlikle sert bir zeminde
yapılmalıdır. Doğada daha kolay olsa da bazen karambolde hasta yatağında,
bir aracın arka koltuğunda da kalp masajı yapılarak kazazedenin yaşama şansı
ziyan edilmektedir. Prensipte bir pompa olan kalp, "ekstrakardiak"
dediğimiz göğüs dışı kalp masajında göğüs kemiğiyle omurga arasında sıkıştırılır.
Bu esnada kaburgalar kırılabilir. Hatta etkili bir kalp masajında genellikle
bu durum oluşur. Göğüse basınç uygularken diğer dokuların en az zarar görmesine
çalışılmalıdır. Bir eline boyun hizasında tutan "ilkyardımcı",
kaburga yaylarının birleştiği yerdeki kırılgan kemik parçasını hissetmeye
çalışır. Daha sonra Xiphoid denen bu parçayı kollamak için üç ya da dört
parmak yukarıya, tam orta hatta (çene ucundan göbeğe çekilen çizgi üzerinde),
elin başparmak hizasındaki bölümünü koyarak diğer elin parmaklarıyla, göğüs
üzerindeki elin parmaklarını yukarıya çekerek, tamamen dik bir şekilde masaja
başlar. Normalde 70 kiloluk ve gögüs duvarında bir anormalliği olmayan bir
kimsede göğüs 3-4 santim içeri itilebilir. Bu esnada kollar düz, omuzlar
dik, hareket belden, vücut ağırlığıyla olmalıdır. Bu işlemleri yaptığınız
sürece kazazedenin ciğerleri ciğerleriniz, kalbi ellerinizdir.
Gözbebeklerinde ışığa cevap oluşmaya başladıysa ve vücut
rengi normale dönüyorsa, işlemi bazen bir saati aşkın süre, kazazede kendi
başına nefes alıp boynundaki şahdamarından (carotis arteri) nabız hissedilinceye
kadar sürdürmemiz gerekebilir. Sırtüstü yatan bir kimsede geriye kaçarak,
solunum yollarını tıkayan dil, boyun desteklendikten sonra, kafanın basitçe
geriye itilerek çenenin çekilmesiyle bertaraf edilebilir. Çok kritik olan
saniyelerden dilin çekiştirilmesiyle uğraşılmamalıdır. İki kişinin yaptığı
ilkyardımda suni solunum ve kalp masajı aynı anda yapılmaz. Kazazedenin
farklı yanlarında duran "ilkyardımcılar" arasında, kalp masajı
yapan kişi, yüksek sesle sayarak solunumcuya sırasının geldiğini bildirir. |
| ŞOK |
Şok, genelde tüm vücudu etkileyen ciddi bir hastalığın
belirtisidir ve çoğunlukla kan hacmindeki ani bir düşüşe, en sık da kanamalara
(daha az olarak da nörejenik, sinirsel kardiyonejenik, kalp, toksik zehirlenme,septik
mikrop) bağlı ortaya çıkar. Biz bu bölümde hipovolemik (kan kaybına bağlı)
şoktan söz edeceğiz. Vücuttaki kan hacmi, iç ve dış kanamalarla sonuçlanan
çeşitli rahatsızlıklar sonucu azalabilir. Tüm doğa sporlarında medeniyetin
imkanlarından uzak olma nedeniyle kentte tedavisi mümkün çok basit birtakım
rahatsızlıklar zamanında önlem alınıp düzeltilmediğinde sonucu şokla biten
durumlar yaratabilir. Değişik türde travmalar sonrası oluşan kanamalar hipovolemik
şoka yol açar. Burada önemli olmayan noktaya gelinmeden hastanın tedavisine
başlanmasıdır. Terli cilt, solgunluk (bu durum vücutta azalmış olan kanı
hayati organlara çekebilmek için, uzuvlarda ve cilt damarlarındaki büzülmelere
bağlıdır), çarpıntı (kalp az olan kanı daha hızlı çevirmek için dakikada
daha çok kasılır) ve genel halsizlik (beyin yerçekimine karşı hayati organlara
kanı daha kolay gönderebilmek için tüm vücudu paralel hale getirme eylemine
girer; bayılma, uykuya meyil) çoğunlukla şoka bağlı erken dönem bulgularıdır.
Bu durum devam ettiğinde kan basıncının düşmesi sonrası hasta şuurunu kaybeder.
Kan kaybına bağlı şokun ciddiyeti, kaybedilen kan miktarına
ve ne kadar hızlı kaybedildiğine bağlıdır. Şokun belirtileri genellikle
hızla oluşan kanamalarda daha aşikardır. 180 cm boyunda, 80 kg ağırlındaki
erişkin bir erkeğin kan hacmi altı litre civarındayken 155 cm boyunda 50
kg ağırlığında erişkin bir kadının kan hacmi dört litreyle sınırlıdır. Hafif
şiddette tabir edebileceğimiz şok tablosu genellikle yukarıdaki hacimlerin
yüzde 10-20 arasındaki kayıplarında ortaya çıkar. Solgun, soğuk görünümlü
cilt özellikle uzuvlarda belirgindir. Biraz daha ilerki aşamalarda üşüme
ve özellikle doğada çok barizleşen aşırı susuzluk hissi, hızlanmış nabız
ortaya çıkar. Bu tablo sportmen, sağlıklı insanlarda daha geç oluşur. Orta
şiddetteki şok kanın yüzde 20-40 kaybına bağlıdır.
Bu aşamada özellikle nabız, elimizin altında bir kuş
kalbi gibi hafif ve sayılmayacak kadar süratle atar. Az olan kana daha çok
oksijen taşıtarak kalp, beyin gibi hayati organları beslemek için idrar
tutukluğu olur. İdrar çıkışının saatte 20-30 cc’ den (bir çorba kaşığı kadar)az
olması bu aşamanın kötüleşmekle olduğunu gösterir. Normalde şok harici,
basit dehidrasyonlarda görülen aşırı yoğunlaşmaya bağlı koyu renkli idrarın
aksine, azalan bu idrarın rengi çok açıktır. Ciddi şok yüzde 40’dan fazla
kan hacmindeki azalmaya bağlı olarak kalp, beyin gibi hayati organların
fonksiyonlarını etkilemesiyle barizleşir. Huzursuzluk, sinirlilik, tablo
kötüleştikçe hayal görmeler, sersemlik, koma ve ölüm gelir. Sıvı kaybına
bağlı, özellikle kanamayla oluşan şokun tedavisinde birinci basamak kanama
kontrolü (çoğu kere kanayan bölgeye bastırmak sorunu çözer) ve sıvı kaybının
durdurulmasıdır.Ardından içgüdüsel olarak eylemsizlik gösteren ve tüm organları
kalple yere paralel getirme eğiliminde olan beyne yardımcı olunur. Bacaklar
ve kollar kalp ve beynin hizasından yukarı kaldırılarak hayati organlara
daha fazla kan gitmesi sağlanır.
Hayati organlara çekilen ve adalelerde azalan kan, vücudun
kendi kendine ısınmasını olanaksızlaştırdığından şoktaki kişi mutlak surette
bir battaniye ve uyku tulumu ile ısıtılmalıdır. Özellikle soğuk ortamlarda
aynı tuluma sıcak ikinci bir kişinin girmesi yararlı olur. Oksijen varsa
verilmelidir. Ağrı, ruhsal sıkıntı ve ölüm korkusunu arttırdığından kuvvetli
ağrı kesicilerle bertaraf edilmelidir. Adalerde azalan kan dolaşımı nedeniyle
kalçadan vs. adaleye yapılan enjeksiyonlar geç etki gösterir. Dolaysıyla
şoktan kurtulan kişide hele hele başlangıçta etki göstermesi için ardarda
yapılan adale enjeksiyonları, aşırı doza yol açar. Şokta olan doğa sporcusunun
bulunduğu ortamdan çığ, taş düşmesi gibi nedenlerle uzaklaştırılması gerekiyorsa
şoka neden olan etmenlerin kontrolü daha sonra yapılabilir. Fakat uzun süreli
bir sedye taşınması vs. sözkonusu ise kesinlikle kımıldatılmadan önce şoka
neden olan etmenlerin konrolü ve giderilmesi gerekir. Damar yoluyla sıvı
verilmesi her koşulda pek mümkün olmadığından şuur kaybolmadan önce durumun
erken değerlendirilip ağızdan bol sıvı verilmesinin önemi aşikardır. |
İlk
Yardım |
|
|
|
|